Yazılası herşeyimi rahatça parçalayıp ufalamayı dileyerek
Ardımda kimsenin artakalmadığını bilerek
Gönül rahatlığıyla gidiyorum
Bugüne kadar sayfamı takip etmiş olan ve kimi zaman yine bir göz gezdirecek olan herkese çok teşekkür ederim..
Maittang, The Owl
(yazılanlar çoğu zaman "kimi kimseyi" düşünmeksizin hayali kişilerce hayali kişilere yazılmış, oldukça nadiren benim hayatıma bulanmıştır)
1 Aralık 2008 Pazartesi
geldi içimden
'çok yorgunsun..' demek geldi içimden
'sen de yorgunsun, yasla başını koynuma'
Ve düğümlendi bütün kelimeler peşisıra boğazıma
Yılgınım, bitkinim, çirkinim şu dakika
'yaklaş bana, benim sana anlatmak isteyip anlatamadıklarımı anlat bana' demek geldi içimden
Korkarım ki yıkmaya, yıldırmaya, dahada çok yormaya neden olur fısıltılarım..
'yinede, yaklaş bana, bu gece son defa, sana uyuyalım sevgili'
'bu gece son defa, bu gece ilk defaki gibi sevgili'
'sonra git gidemediğin uzaklara, kokunu toplayarak ardından, git sevgili' demek geldi, geldi geçti işte birden içimden, hiç bilmediğim bir acının tarifini koyarak yokluğuna
'sen de yorgunsun, yasla başını koynuma'
Ve düğümlendi bütün kelimeler peşisıra boğazıma
Yılgınım, bitkinim, çirkinim şu dakika
'yaklaş bana, benim sana anlatmak isteyip anlatamadıklarımı anlat bana' demek geldi içimden
Korkarım ki yıkmaya, yıldırmaya, dahada çok yormaya neden olur fısıltılarım..
'yinede, yaklaş bana, bu gece son defa, sana uyuyalım sevgili'
'bu gece son defa, bu gece ilk defaki gibi sevgili'
'sonra git gidemediğin uzaklara, kokunu toplayarak ardından, git sevgili' demek geldi, geldi geçti işte birden içimden, hiç bilmediğim bir acının tarifini koyarak yokluğuna
27 Kasım 2008 Perşembe
küçük bir kadındı yalnızca
Gözümü araladığımda kapımdaydı, arkasından aldığı ışıkla iriydi, kocamandı..
Yaklaştı, yakınımda ufaldı, yanıma uzandı.. aslında ne kadar da küçük bir kadındı, ince narin şefkate ihtiyaçlı..
Gözlerini kapatarak başladı anlatmaya, anlatmadan hemen evvel gözlerini sımsıkı kapadı..:
‘’odada sağdan yürüyemez, solda uyurduk, ortada dans etmiştik bir defasında, saçma bir 80likti işte..’’
Birkaç söz geveledi ağzında, belki dans parçasıydı belki küfürdü belkide... bilinmez..
‘’küçücüktü oralar ve kocamandı kaldığım ovalar, koşturmaktan yoruldum, koşturma düşüncesinden yoruldum belki, yada yorgundum vardığımda bunu kim bilebilirki.. Büyüdüm sandı, büyüttü beni gözlerinde, oysa ben küçücüktüm onun ellerinde. Yine ona göre biraz yazar biraz çizer biraz şişkindim ego tecrübelerimde. Yanılmak ona göre değildi, bu defa teklemek işine gelmedi, kabullenmedi.
Ve birde;
bana durmamı bile söyleyemedi, gitme diyemedi..’’
Sakince kalktı yanımdan büyüyerek kapıya yol aldı.
Birdaha görmedim onu yakınlarımda ve ardında hiçbir ize rastlayamadım yatağımda o küçük kadından..
Yaklaştı, yakınımda ufaldı, yanıma uzandı.. aslında ne kadar da küçük bir kadındı, ince narin şefkate ihtiyaçlı..
Gözlerini kapatarak başladı anlatmaya, anlatmadan hemen evvel gözlerini sımsıkı kapadı..:
‘’odada sağdan yürüyemez, solda uyurduk, ortada dans etmiştik bir defasında, saçma bir 80likti işte..’’
Birkaç söz geveledi ağzında, belki dans parçasıydı belki küfürdü belkide... bilinmez..
‘’küçücüktü oralar ve kocamandı kaldığım ovalar, koşturmaktan yoruldum, koşturma düşüncesinden yoruldum belki, yada yorgundum vardığımda bunu kim bilebilirki.. Büyüdüm sandı, büyüttü beni gözlerinde, oysa ben küçücüktüm onun ellerinde. Yine ona göre biraz yazar biraz çizer biraz şişkindim ego tecrübelerimde. Yanılmak ona göre değildi, bu defa teklemek işine gelmedi, kabullenmedi.
Ve birde;
bana durmamı bile söyleyemedi, gitme diyemedi..’’
Sakince kalktı yanımdan büyüyerek kapıya yol aldı.
Birdaha görmedim onu yakınlarımda ve ardında hiçbir ize rastlayamadım yatağımda o küçük kadından..
24 Kasım 2008 Pazartesi
_son_

Ağır ağır ilerlemeye başladı görüntüler gözümün önünde
Tanrının huzuruna doğru uzandı adımımı attığım her yön.
Bir bakışa hamile bir bakışa yaşlı bir kadın bir bakışa yakışıklı bir adamdım aslında
Aşıkların derdi olmalıydım o anda, ama başka yerde belki başka bir zamanda.
Bu son olmayacakların
Bu benim sonum olacakların ilkiydi,
İlk bakış, ilk dokunuş, ilk koklayıştan da öteydi
Ötede, uzakta yaşanan mahrem kalıtsallıklardı
Beraberinde hastalıklar getiren.
Adet sancısına doğum yapışların sıcak suyuydu alnımdan akan
Nefes almaya ilk tokatıydı arkama oturan, bir daha kalkmayacak olan.
Herşeyin dışında da olsa
İstenildiği kadar sıradanlığın uzağında da olsa
Komik değildi
Hele hiç eğlenceli değildi ölüm,
Peki ‘’ben neden hala gülümsüyorum moruk?’’
Kabuğu titredi yorgun dünyanın
Ve yumuşadı yerler, yüzüme yayılan sebepsiz gülümsemeye eşliken
Bedenimde ağır baş ağrısı ve biraz mide bulantısı
Hamileliğe birebir düşük yapma çabası..
21 Kasım 2008 Cuma
bir şans; avazım çıktığınca susmak için
Koskoca dünyada yapayalnız olmak gibi
Her nefeste zehri biraz daha ciğerine solumak belki
Rahatlamak, birkaç dakika için
Birkaç dakika için ama öyle güzel ki
Yaşananları ardında bırakıp bir müddet koşmak çırılçıplak
Ama karlar yakıyor ayaklarımı en içinden, derinden
Ve hırpalıyor soğuk yüzümü saniyelerce, saatlerimde
Ve anlık küstah kusma denemelerimde, parmağım yitiyor boğazımda çirkince
Bayılıyorum ayakları arkasında peşine düştüklerimin
(demiştim hani)
Bayılıyorum bu tarifsiz ezilme hoşnutsuzluğuna.
Yüzüne üflüyorum kararsızca dumanımı
Asfaltın soğuk bakışları görünüyor gözüme karın ardından
Ama ben hazır değilim ki
Peki müsaade edilmeli en azından
Çünkü
Bu gece son bir nefese daha ihtiyacım var
Susmak için yine
Avazım çıktığınca susmak için.
Bayılmam an meselesi yattığım yerde, yerli yerimde
Ve bayılıyorum bu tarifsiz ezilmelerime
Şuan ölümle aramda bir adım daha eksik
Bu gece hiçbirinden farklı olmayacak
Gökyüzü çılgınca bağırıp üzerime yağacak
Ve ben susup yattığım yerde kalacağım, ardı arkasında
Kimse beni fark etmeyecek
Edenler etmemiş olmayı dileyecek
Çünkü fazlaca kanlı bir enkaz olacağım
Göçüğümde yüzlerce kişilikle ölü yatacağım…
Her nefeste zehri biraz daha ciğerine solumak belki
Rahatlamak, birkaç dakika için
Birkaç dakika için ama öyle güzel ki
Yaşananları ardında bırakıp bir müddet koşmak çırılçıplak
Ama karlar yakıyor ayaklarımı en içinden, derinden
Ve hırpalıyor soğuk yüzümü saniyelerce, saatlerimde
Ve anlık küstah kusma denemelerimde, parmağım yitiyor boğazımda çirkince
Bayılıyorum ayakları arkasında peşine düştüklerimin
(demiştim hani)
Bayılıyorum bu tarifsiz ezilme hoşnutsuzluğuna.
Yüzüne üflüyorum kararsızca dumanımı
Asfaltın soğuk bakışları görünüyor gözüme karın ardından
Ama ben hazır değilim ki
Peki müsaade edilmeli en azından
Çünkü
Bu gece son bir nefese daha ihtiyacım var
Susmak için yine
Avazım çıktığınca susmak için.
Bayılmam an meselesi yattığım yerde, yerli yerimde
Ve bayılıyorum bu tarifsiz ezilmelerime
Şuan ölümle aramda bir adım daha eksik
Bu gece hiçbirinden farklı olmayacak
Gökyüzü çılgınca bağırıp üzerime yağacak
Ve ben susup yattığım yerde kalacağım, ardı arkasında
Kimse beni fark etmeyecek
Edenler etmemiş olmayı dileyecek
Çünkü fazlaca kanlı bir enkaz olacağım
Göçüğümde yüzlerce kişilikle ölü yatacağım…
20 Kasım 2008 Perşembe
olamaz mı?
bir kadının inlediği yere önceden bir başka kadın tükürmüştür belkide..
ve hatta belkide ancak farkına varmıştır gerçekte olanların..
olamaz mı?
hayat;
dans et, güldür biraz daha
sabret!
ve hatta belkide ancak farkına varmıştır gerçekte olanların..
olamaz mı?
hayat;
dans et, güldür biraz daha
sabret!
11 Kasım 2008 Salı
10 Kasım 2008 Pazartesi
belirlilikler belliyken, şimdi..
Elimde yalnızca yokluk kalakalmışken
Sırtıma koca bir boşluk tırmanmışken
Ellerimi yalnızlıklar almışken şimdi..
Kime dokunsam dikenlerim sıyırıyor hayatlarını
Ve kime dokunsam sıyrılıyor aklım zamandan.
'Şimdi' dakikalarımın sakıncasındayım yine
Yapılacaklar belli
Yapılmayacaklar gibi
Ama kamburumda yetiştirdiğim yalnızca yasakların çekiciliği.
Sırtıma koca bir boşluk tırmanmışken
Ellerimi yalnızlıklar almışken şimdi..
Kime dokunsam dikenlerim sıyırıyor hayatlarını
Ve kime dokunsam sıyrılıyor aklım zamandan.
'Şimdi' dakikalarımın sakıncasındayım yine
Yapılacaklar belli
Yapılmayacaklar gibi
Ama kamburumda yetiştirdiğim yalnızca yasakların çekiciliği.
bilincin altında, bilinç altından biraz yukarda..
İnsanların cümlelere, cümlelerdeki kelimelere, kelimelerin harflerine hipermetrobik yaklaşımını asla anlamlandıramadım,
çoğu zaman karalamalarıma büyük anlamlar yükleyenlere bıyık altından kıkırdadım, ta ki 3yıl önceki üç günümün üç gecesine kadar..
çoğu zaman karalamalarıma büyük anlamlar yükleyenlere bıyık altından kıkırdadım, ta ki 3yıl önceki üç günümün üç gecesine kadar..
üç günümün, üç gecesinde aşka hadım edildi kalbim
"Yeniden başlamalıyız
Önce evime gidelim
Sıcak bir duş almalıyım
Rahatlamaya ihtiyacım var
Ve ben rahatlarken yan odada oturuyor olduğunu bilmeye
Sigara dumanını gözlemeye, ihtiyacım var.
Bu yüzdendir ki
Önce evime gidelim."
dedim,
Duyduğunu zannetmiyorum
Çünkü orada değildi.
Zannediyorum ki üzerinden birkaç sene geçti
Birkaç asır daha belki yaşamaya dayandığım
Belki de birkaç dakika oldu henüz
Tam anımsayamıyorum, bilemiyorum
Yalnızca emin olduğum bir şey var evet
Hala bekliyorum, gelmedi
Gelmeyecek belli ki
Ama bekliyorum
Bilerek, isteyerek, umut ederek bekliyorum.
Geçen zamanda birkaç yıldız kaydı
Kaynanam ısrarla kapımı çaldı
Kocam ve karım aynı odada uyuyakaldı.
Ve elimi yaktım, en ortadakini
Solun sağındaki ve sağın solundaki elimi.
Bütün saatler bir geri sonra tekrar ileri alındı
Aynı vakte geri dönüldü
O dönmedi eve, hiç gelmediği eve.
Ama biliyorum ne yapmamız gerektiğini
Yeniden başlamalıyız
Yani yeniden hiç yaşanmamış olsa da yeniden
Başlamalı, her ne başlayacaksa yeniden olmalı
Ama bu defa o da burada olmalı.
Gecenin üçü bağırmasını bekleyeceğim
Arayıp nefes vermek için
Son olmayacak ve ilk olmayan zaten bir nefes.
Geçmişimin sesini duymak
Onun olmamışına ses vermesi tabi ki.
Ve sabahına
Bütün korkularımı bağlamış, korunmuş olarak uyanacağım
Çünkü daha önce hiç böyle hissetmemiştim
Birkaç asır haricinde,
Tamamen yalnızım dertsiz tasasız.
Derdim olmasını diliyorum
O olmasa da bir diğeriyle yeniden başlamasını
Ama yine gelmemiş olmasını
Hayranım ona
Beni o lanetli üçte anlaşmamızca tanımadı
Bana dimdik baktı
Ama görmedi, görmemeliydi
Çünkü ona öyle söyledim
Sanırım duymadı
Çünkü
Orada değildi..
Neşteri elime aldım
Tam kalbimin üzerine derin bir sancı kazıdım
Durduramadım,
Hayır, bu defa durduramadım
Dondum kaldım,
Geride kalanları düşündüm
Olmadıklarını gördüm
İşte bu yüzden huzurla gözlerimi kapadım.
Öncesinde ona son bir söz
Birkaç satır fısıldadım:
‘beni unutma’..
Ama duyduğundan emin değilim
Dedim hani, orada değildi
Çünkü geri hiç dönmedi…
Önce evime gidelim
Sıcak bir duş almalıyım
Rahatlamaya ihtiyacım var
Ve ben rahatlarken yan odada oturuyor olduğunu bilmeye
Sigara dumanını gözlemeye, ihtiyacım var.
Bu yüzdendir ki
Önce evime gidelim."
dedim,
Duyduğunu zannetmiyorum
Çünkü orada değildi.
Zannediyorum ki üzerinden birkaç sene geçti
Birkaç asır daha belki yaşamaya dayandığım
Belki de birkaç dakika oldu henüz
Tam anımsayamıyorum, bilemiyorum
Yalnızca emin olduğum bir şey var evet
Hala bekliyorum, gelmedi
Gelmeyecek belli ki
Ama bekliyorum
Bilerek, isteyerek, umut ederek bekliyorum.
Geçen zamanda birkaç yıldız kaydı
Kaynanam ısrarla kapımı çaldı
Kocam ve karım aynı odada uyuyakaldı.
Ve elimi yaktım, en ortadakini
Solun sağındaki ve sağın solundaki elimi.
Bütün saatler bir geri sonra tekrar ileri alındı
Aynı vakte geri dönüldü
O dönmedi eve, hiç gelmediği eve.
Ama biliyorum ne yapmamız gerektiğini
Yeniden başlamalıyız
Yani yeniden hiç yaşanmamış olsa da yeniden
Başlamalı, her ne başlayacaksa yeniden olmalı
Ama bu defa o da burada olmalı.
Gecenin üçü bağırmasını bekleyeceğim
Arayıp nefes vermek için
Son olmayacak ve ilk olmayan zaten bir nefes.
Geçmişimin sesini duymak
Onun olmamışına ses vermesi tabi ki.
Ve sabahına
Bütün korkularımı bağlamış, korunmuş olarak uyanacağım
Çünkü daha önce hiç böyle hissetmemiştim
Birkaç asır haricinde,
Tamamen yalnızım dertsiz tasasız.
Derdim olmasını diliyorum
O olmasa da bir diğeriyle yeniden başlamasını
Ama yine gelmemiş olmasını
Hayranım ona
Beni o lanetli üçte anlaşmamızca tanımadı
Bana dimdik baktı
Ama görmedi, görmemeliydi
Çünkü ona öyle söyledim
Sanırım duymadı
Çünkü
Orada değildi..
Neşteri elime aldım
Tam kalbimin üzerine derin bir sancı kazıdım
Durduramadım,
Hayır, bu defa durduramadım
Dondum kaldım,
Geride kalanları düşündüm
Olmadıklarını gördüm
İşte bu yüzden huzurla gözlerimi kapadım.
Öncesinde ona son bir söz
Birkaç satır fısıldadım:
‘beni unutma’..
Ama duyduğundan emin değilim
Dedim hani, orada değildi
Çünkü geri hiç dönmedi…
29 Ekim 2008 Çarşamba
sadece, gerçekten! özlüyorum..
Bugece hiç uyamadan çocuk çığlıklarına uyandım
Tükenmiş gözlerimin yaşlarıyla doluydu yüzüm, gözüm, gerdanım
Minik el izleri dolaşıyordu duvarlarda
Tırmalanmıştı ellerim, kollarım, omuzlarım
Kulaklarım annemin sesine çınladı yalnız odamda
Süt kokusu, kek kokusu, çocuk kokusuyla doldu ciğerlerim
Çok korktum baba, çok korktum..
Tükenmiş gözlerimin yaşlarıyla doluydu yüzüm, gözüm, gerdanım
Minik el izleri dolaşıyordu duvarlarda
Tırmalanmıştı ellerim, kollarım, omuzlarım
Kulaklarım annemin sesine çınladı yalnız odamda
Süt kokusu, kek kokusu, çocuk kokusuyla doldu ciğerlerim
Çok korktum baba, çok korktum..
24 Ekim 2008 Cuma
sezenler olmuş
Seni yerlerde göklerde bulamazlarken
bende gizli olduğunu sezenler olmuş,
dumlu dumluymuşsun yüreğimde,
kımıl kımılmışsın bileklerimde...
Domur domur ter ışıl ışıl ferellerimde gözbebeğimde..
Aramızda dağlar yollar yıllar var iken
beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş,
sargın yaprakmışım dallarına,
yangın toprakmışım yağmurlarına.
Türkü olmuşsun.
Umudummuşsun
sevdama yarınlarıma...
Ümmüşen
bende gizli olduğunu sezenler olmuş,
dumlu dumluymuşsun yüreğimde,
kımıl kımılmışsın bileklerimde...
Domur domur ter ışıl ışıl ferellerimde gözbebeğimde..
Aramızda dağlar yollar yıllar var iken
beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş,
sargın yaprakmışım dallarına,
yangın toprakmışım yağmurlarına.
Türkü olmuşsun.
Umudummuşsun
sevdama yarınlarıma...
Ümmüşen
23 Ekim 2008 Perşembe
Bu Ne Perhiz? Bu Ne Lahana Turşusu?
Sessizce, derinden, sezdirmeden sev beni, tıpkı benim artık seni seveceğim gibi..
Alışkanlıkların yokluğum üzerine kurulsun, senin de kalbin varsın yorulsun.
Kalemini koy kağıda, gerekiyorsa tükürürcesine yaz acı sözlerini ama dilinde koru hep sessizliğini..
Kalbinde bensizliğini, aklında belirsizliğini, yaşanmışlıkların yersizliğini sakla, o zaman sen de anlarsınız 4 senenin yetersizliğini...
..derdi zaten benden başkası da, başlıktaki "gurura tekme vuran" laflardan sonra.
Alışkanlıkların yokluğum üzerine kurulsun, senin de kalbin varsın yorulsun.
Kalemini koy kağıda, gerekiyorsa tükürürcesine yaz acı sözlerini ama dilinde koru hep sessizliğini..
Kalbinde bensizliğini, aklında belirsizliğini, yaşanmışlıkların yersizliğini sakla, o zaman sen de anlarsınız 4 senenin yetersizliğini...
..derdi zaten benden başkası da, başlıktaki "gurura tekme vuran" laflardan sonra.
20 Ekim 2008 Pazartesi
çelimsiz adam..
tanrı şefahatinden men etti
tanıtmaya tekrar ihtiyacı var kendini
yıkıp dökmeli, yada yenisini çizmeli
yinede duran bu çelimsizi başka bir adam etmeli
tanıtmaya tekrar ihtiyacı var kendini
yıkıp dökmeli, yada yenisini çizmeli
yinede duran bu çelimsizi başka bir adam etmeli
mele'n'k
bir meleğin hayatı
kopuk kanatları ardında savurduğu yeni aşkları
önünde yeri gelmiş geçip gitmiş acıları
inandırılmaya ihtiyaç duyuyor sakin havada
sakinliğin bedelinde cezasını kesiyor
ellerini kana bulayarak
defalarca affedilmeyi bekliyor
sonucunu bilerek
ritmini tutuyor yaşamının
nabız yokluyor, yok sayıyor
kopuk kanatları ardında savurduğu yeni aşkları
önünde yeri gelmiş geçip gitmiş acıları
inandırılmaya ihtiyaç duyuyor sakin havada
sakinliğin bedelinde cezasını kesiyor
ellerini kana bulayarak
defalarca affedilmeyi bekliyor
sonucunu bilerek
ritmini tutuyor yaşamının
nabız yokluyor, yok sayıyor
keşfedilmek
Keşfedilmek
Öylesine korkutucu
Kaçılması gereken bir durum ki,
Fark ettirmese de kimse,
Bazen kimliklerden sır verilmesinden korkuluyor,
Buna sıkça yaklaşılıyor
En ucundan zorluklarla dönülüyor.
İzlemesi büyük keyif…
Öylesine korkutucu
Kaçılması gereken bir durum ki,
Fark ettirmese de kimse,
Bazen kimliklerden sır verilmesinden korkuluyor,
Buna sıkça yaklaşılıyor
En ucundan zorluklarla dönülüyor.
İzlemesi büyük keyif…
19 Ekim 2008 Pazar
18 Ekim 2008 Cumartesi
.. bir hikayem var
Benim bir hikayem var. Başı-sonu ayrı kıtalara savrulmuş, vaktiyle en büyük aşklara şahit olmuş, en acı ayrılıklarla kavrulmuş. Ancak geç zamanda gömüldüğü topraklarda, bulunmuş, unutulmuş!... Evet bir hikayem var. Kıtalara hiç ulaşamadığım, başını-sonunu asla hatırlayamadığım. Az bulup elimdeki anılarımı evin bahçesine gömdüğüm, daha büyüklerini yaşamak avucuma koymak için yollara düştüğüm, bulamadığım. Benim bir hikayem var. Yaşadığımı zannederken uyandığım. Bir rüya var içinde, herhangi bir gece görülmüş, gözlerimi yumup kulaklarımla kokladığım. Zamanları var, parçaları, paramparça hancıları. Hanında her gecem için ayrı adamın saklandığı, içinde kadınların yaşlandığı. Bir hikayem var benim, yapayalnız tek ‘bir’ hikayem. Kimsenin anlamadığı, elini bulaştırmadığı, göz ucuyla dahi olsa yoklamaya yanaşmadığı, kötü, acı ve biraz yalnız ‘bir’ hikayem var. Parçaları kıtalara savrulmuş, başı-sonu kaybolmuş…
14 Ekim 2008 Salı
jülyet! mecnun olursa..
Gecenin tülü indi de üzerime, rahatladım. Sıkıştı içim, şimdi daha rahatım. Yıkık dökük yüreğinde ayağımla birkaç taş parçasını sürüyerek ilerliyorum, sırtımda bütün anılarım_ bütün sırlarım_ her yalnızlığım ve bensiz aşklarım, boşluğuna geliyorum, elimden geldiğince doldurmaya geliyorum, doldurulmaya geliyorum…
7 Ekim 2008 Salı
bağıralım
Gördüklerine inanabiliyor musun?
Kadının nasılda kanını emiyor
Bağıramıyor, sesi dahi çıkmıyor ki
Hadi, ona bu iş nasıl yapılır gösterelim
Korkma
Artık korkmanı yasaklıyorum
Kim olarak mı?
Kimisi olarak, kimse olarak, ‘kim’ olarak
Herkes bana başka şeyler söyler
Herkese farklı söylerim bende kendimi
Hakkımda konuşmaya hak bulabiliyorlarsa
Aldatılmak için de haklılar
Aldatılırlar çünkü acizler
Acizlik yazıyor küçük beyin lugatlarında
Bağıralım mı?
Kadın ölüyor
Bak adam nasılda kanını emiyor
Birçok defa gördüm bu sahneyi
Nerede mi?
Her yerde, hiçbir yerde, herhangi bir yerde
Farz et ki ayak ucumda, yastığımın kenarında, bıyığımın altında
Ne fark eder ki
İnanmanı emrediyorum yalnızca
Kim olarak mı?
Kimisi olarak, kimse olarak, ‘kim’ olarak
Bağıralım mı artık, istersen
Bak kadın ölüyor
Bağıralım mı? ;
‘öldürme ki acı çeksin’ diye
Nereden mi biliyorum?
Dünyaya geldiğimden, öldüğümden, çoğu zaman mutlulukla süründüğümden
Bağıralım…
Kadının nasılda kanını emiyor
Bağıramıyor, sesi dahi çıkmıyor ki
Hadi, ona bu iş nasıl yapılır gösterelim
Korkma
Artık korkmanı yasaklıyorum
Kim olarak mı?
Kimisi olarak, kimse olarak, ‘kim’ olarak
Herkes bana başka şeyler söyler
Herkese farklı söylerim bende kendimi
Hakkımda konuşmaya hak bulabiliyorlarsa
Aldatılmak için de haklılar
Aldatılırlar çünkü acizler
Acizlik yazıyor küçük beyin lugatlarında
Bağıralım mı?
Kadın ölüyor
Bak adam nasılda kanını emiyor
Birçok defa gördüm bu sahneyi
Nerede mi?
Her yerde, hiçbir yerde, herhangi bir yerde
Farz et ki ayak ucumda, yastığımın kenarında, bıyığımın altında
Ne fark eder ki
İnanmanı emrediyorum yalnızca
Kim olarak mı?
Kimisi olarak, kimse olarak, ‘kim’ olarak
Bağıralım mı artık, istersen
Bak kadın ölüyor
Bağıralım mı? ;
‘öldürme ki acı çeksin’ diye
Nereden mi biliyorum?
Dünyaya geldiğimden, öldüğümden, çoğu zaman mutlulukla süründüğümden
Bağıralım…
rahatsız
Kötü değil yalnızca biraz rahatsız
Söylenebilecek sadece bu kadarıyla da kalamaz
Birkaç daha güzel söz belki beraberinde
Ama onlar biraz daha kısık sesle telaffuz edilmeli
Rahatsızlığım asla ve asla gölgede bırakılmamalı
Gözden kaçırılmamalı
Dikkate alınmalı
Bana beni bilerek yaklaşılmalı hatta belki de yaklaşılmamalı.
Yapabileceklerim akla bile alınmayacak acıtıcı etkiye sahip
Tanrıya kadar elveda dedirtecek mesafede uzak
Bir günlük film seyri kadar keyifli.
Patlamış mısır kadar dişe yapışan sözlerimle
Yapabileceklerim eşdeğer bile değil
Daha iri, daha yapılı, daha sinsi.
Gözle görülebilir yakınlıkta dahi suretim sisli
Bulanık gözlerdeki ifadem
Yada ifadesizliğim demeliydim sanırım
Tepkimin olmayışının beraberinde bana
İfadesiz demek tam oturan bir bedende ifade olabilir ki.
Ama üzerimde çalışılabilecek kadar şaşırtıcıyımdır da
Amacım kaçırmak korkutarak insanları kendimden uzaklaştırmak da değil
Yalnızca çevremdekilerin bir iki uzaklaşması fena olmamalı diyorum
Gelmeyin den çok gidin diyebiliyorum
Ki kesince bunu haykırıyorum
''Rahatsızlık vermesi dileklerimle.
Oysa ne kadar da mutlu görünüyorum
Şiddetle gıpta edin bana
Şiddetle yaklaşmaya aç olun bana
Ve şiddet gösterin bana
Biraz daha ben gibi olmaya çalışsanıza!
Ve biliyorum bu cümlelerin ardını biraz olsun görebilecek
Biraz olsun ben gibi davranabilecek
Evet ben gibi hissedemeyecek, bilemeyecek, idrak bile edemeyecek
Ama davranabilecek birileri çıkarsa karşıma
Bana en az benzeyen olduklarını anlamam zor olmaz.
Çünkü,
Beni dinlemiş bana benzemeye fazlaca güç sarf etmişse biri
Benim kimseyi! dinlemeyen ve kimseye benzemeye yeltenmeyen biri olduğumu
En ufak bir zerre kadar anlayamamış demektir.
Neyse derim
Hayat bir kayıp daha verdi uğruma derim
Ardımdakilerin yanına
Sol cebimde duran mezarlığa
Bir delik daha açar
Zavallıyı içine iter, gömerim.
Kötü değil sadece biraz rahatsız demeniz daha iyi olur bana
Evet kötüyüm de ama bunu gölgede bırakacak kadar rahatsızım
Koskoca kötülüğümü bile fark ettiremeyecek kadar rahatsız.
Söylenebilecek sadece bu kadarıyla da kalamaz
Birkaç daha güzel söz belki beraberinde
Ama onlar biraz daha kısık sesle telaffuz edilmeli
Rahatsızlığım asla ve asla gölgede bırakılmamalı
Gözden kaçırılmamalı
Dikkate alınmalı
Bana beni bilerek yaklaşılmalı hatta belki de yaklaşılmamalı.
Yapabileceklerim akla bile alınmayacak acıtıcı etkiye sahip
Tanrıya kadar elveda dedirtecek mesafede uzak
Bir günlük film seyri kadar keyifli.
Patlamış mısır kadar dişe yapışan sözlerimle
Yapabileceklerim eşdeğer bile değil
Daha iri, daha yapılı, daha sinsi.
Gözle görülebilir yakınlıkta dahi suretim sisli
Bulanık gözlerdeki ifadem
Yada ifadesizliğim demeliydim sanırım
Tepkimin olmayışının beraberinde bana
İfadesiz demek tam oturan bir bedende ifade olabilir ki.
Ama üzerimde çalışılabilecek kadar şaşırtıcıyımdır da
Amacım kaçırmak korkutarak insanları kendimden uzaklaştırmak da değil
Yalnızca çevremdekilerin bir iki uzaklaşması fena olmamalı diyorum
Gelmeyin den çok gidin diyebiliyorum
Ki kesince bunu haykırıyorum
''Rahatsızlık vermesi dileklerimle.
Oysa ne kadar da mutlu görünüyorum
Şiddetle gıpta edin bana
Şiddetle yaklaşmaya aç olun bana
Ve şiddet gösterin bana
Biraz daha ben gibi olmaya çalışsanıza!
Ve biliyorum bu cümlelerin ardını biraz olsun görebilecek
Biraz olsun ben gibi davranabilecek
Evet ben gibi hissedemeyecek, bilemeyecek, idrak bile edemeyecek
Ama davranabilecek birileri çıkarsa karşıma
Bana en az benzeyen olduklarını anlamam zor olmaz.
Çünkü,
Beni dinlemiş bana benzemeye fazlaca güç sarf etmişse biri
Benim kimseyi! dinlemeyen ve kimseye benzemeye yeltenmeyen biri olduğumu
En ufak bir zerre kadar anlayamamış demektir.
Neyse derim
Hayat bir kayıp daha verdi uğruma derim
Ardımdakilerin yanına
Sol cebimde duran mezarlığa
Bir delik daha açar
Zavallıyı içine iter, gömerim.
Kötü değil sadece biraz rahatsız demeniz daha iyi olur bana
Evet kötüyüm de ama bunu gölgede bırakacak kadar rahatsızım
Koskoca kötülüğümü bile fark ettiremeyecek kadar rahatsız.
6 Ekim 2008 Pazartesi
26 Eylül 2008 Cuma
bunlar gelir geçer
İlkel çağdaşlığını hiyerarşik yaşadı, aklın hipotenüsünden atladı. Denge merkezine yakındı, fizikten tam not aldı kimyada yan ürün olabilcek kadar hidrojeni midesi kaldırdı.
Bilgiç bir bilinçsizliği vardı, biçimsizliğine son hamle olarak neşter sapladı. Kanadı, kanadında acıları çiftleşti yavruladı.
Varsayımlar üzerine hayatı yaşandı, o yaşlandı..
Duyguları sansüre uğradı..
Bilgiç bir bilinçsizliği vardı, biçimsizliğine son hamle olarak neşter sapladı. Kanadı, kanadında acıları çiftleşti yavruladı.
Varsayımlar üzerine hayatı yaşandı, o yaşlandı..
Duyguları sansüre uğradı..
fcukanapple_3
Bir felaket bir ihanet duyulmamış habere bilinmedik bir cesaret
Asalet devam et mutluluğa bir adım ha gayret
Asalet devam et mutluluğa bir adım ha gayret
Musa anısına.. huzurda
Çok sevdiklerim olmuş, şimdi yokmuş. Kimilerince kaybolmuş, belkide çoktan unutulmuş..
Bir varmış bir yokmuş, O yorulalı çok olmuş..
Bir varmış bir yokmuş, O yorulalı çok olmuş..
sıradan saçmalıklarımız
Kısmi idrar kaçırmaları gibi utanç verici gördüklerim, kimisine gösterdiklerim.. Ve göreceliler, kişiden kişiye değişirler, kılıklarını süsler çoğunu pasaklar ve yine çoğunu incitirler. Yinede her zaman var olacakları gerçeğini aklımızın şiddetlice ve sıklıkla yokladığımız köşesinde bulundurmalıyız. Yeri gelince olanları reddedip yadırganmalı, yeri gelince kabullenip reddedenleri yadırgamalıyız. Kurallar aslında tamamen böyle özetlenebilir. Bir oyun oynuyoruz, kendi aramızda, ama halka açık, piyon belirleyip renk seçiyoruz. Her kazançta bir kare ilerleyip kayıpta üç kare geriye dönüyoruz, saçmalıyoruz..
hep bir ?
Yalnızlıklar mıydı canını sıkan, yoksa sıkkın olduğun için mi yalnızdın?
Belki bahtsızdın, ama sebebi vardı, öncekilerde hep haksızdın
Tıpkı bugün gibi güya! yalansızdın, tıpkı bugün gibi oldukça akılsızdın
Dününü savunurken şimdiye kendince tarafsızdın, ama evet sadece kendi açından yansızdın
Kimisiyle savaşırken var gücünle, kimineyse zararsızdın
Varlığın ve yokluğunla farksızdın, giriş ve çıkışlarında zamansızdın
Hoyrattın, anlamazdın, anlar farkına varmazdın, hata yapar telafi arardın, bulamazdın
Söyle, gerçekten ne zaman işe yaradın
?
Belki bahtsızdın, ama sebebi vardı, öncekilerde hep haksızdın
Tıpkı bugün gibi güya! yalansızdın, tıpkı bugün gibi oldukça akılsızdın
Dününü savunurken şimdiye kendince tarafsızdın, ama evet sadece kendi açından yansızdın
Kimisiyle savaşırken var gücünle, kimineyse zararsızdın
Varlığın ve yokluğunla farksızdın, giriş ve çıkışlarında zamansızdın
Hoyrattın, anlamazdın, anlar farkına varmazdın, hata yapar telafi arardın, bulamazdın
Söyle, gerçekten ne zaman işe yaradın
?
16 Eylül 2008 Salı
vakitsiz
Ben yine en eksik cümleyim bugece. Kafam boş, karışık olamayacak kadar boş, İnsanlar pis, insanlar kirli bu hayatta, cümlelerimde dolamayacak kadar zavallı insanlar, kafam boş onlarla, bomboş varlıkları benim hayatımda.
Herkes uzak, herkes ırak bana. Bütün harfler yanlış kelimelerde, bütün kelimeler yanlış cümlelerde bugece. Ne hayal nede gerçek anlamlı kılabilir boş beynimde sürünen insanlarla yaşadıklarımı.
Bugece akrep şaşırdı yerini, yelkovan kaçtı vakitsiz, yalnız kaldı-yersiz kaldı akrep. Cümleme iliştirdimzehirli kuyruğunu, tadılmayacak kadar boş gördü beni, gönlüm ise hoş gördü onu bugece.
Bomboş beynim insanlarla sarhoş kalbimde,
akıttım zehrimi üzerlerine, ödünç zehrimi, tıpkı hergeceki gibi, bugece de...
Herkes uzak, herkes ırak bana. Bütün harfler yanlış kelimelerde, bütün kelimeler yanlış cümlelerde bugece. Ne hayal nede gerçek anlamlı kılabilir boş beynimde sürünen insanlarla yaşadıklarımı.
Bugece akrep şaşırdı yerini, yelkovan kaçtı vakitsiz, yalnız kaldı-yersiz kaldı akrep. Cümleme iliştirdimzehirli kuyruğunu, tadılmayacak kadar boş gördü beni, gönlüm ise hoş gördü onu bugece.
Bomboş beynim insanlarla sarhoş kalbimde,
akıttım zehrimi üzerlerine, ödünç zehrimi, tıpkı hergeceki gibi, bugece de...
fcukanapple_2
Herşey ne kadarda değişti, büyüdü, karıştı... Aklımız-kalbimiz allak bullak. Kimse yol göstermiyor, herkes hep daha karışık yollar kuruyor önümüze. Aşk oluyor teması, cazibeli olsun diye... Önce kalp kırıkları parlıyor yollarda, yaklaştıkça ayaklarımıza batıyor parçalanmış hayatlar, her nefes alışımızda zehir doluyor ciğerimize.
Aşk bitiyor sonunda, kambur, çirkin, çelimsiz bir aşk! Hergece soluksuz uğruna ağladığın adamın kanını emiyor bu aşk, kalbini dağlıyor, düşüncelerine yamanıyor, isimsiz hançer oluyor kalbine. Ama acımamız yalnız kendimize. O da üşüyor, o da parmparça, çaresiz, mutluluk yalancısı.
Bu iki insanın artık dönüşü yok, kendi sularında arınmalı, sonra içmeliler yaptıklarını, tatmalılar en acı yanlarını. Bin acıya bin tatlı katmalı yeni rüzgarlara yelken açmalı...
Sancısız bitiş, kaygısız başlangıç var mı ki?
Yok...
Aşk bitiyor sonunda, kambur, çirkin, çelimsiz bir aşk! Hergece soluksuz uğruna ağladığın adamın kanını emiyor bu aşk, kalbini dağlıyor, düşüncelerine yamanıyor, isimsiz hançer oluyor kalbine. Ama acımamız yalnız kendimize. O da üşüyor, o da parmparça, çaresiz, mutluluk yalancısı.
Bu iki insanın artık dönüşü yok, kendi sularında arınmalı, sonra içmeliler yaptıklarını, tatmalılar en acı yanlarını. Bin acıya bin tatlı katmalı yeni rüzgarlara yelken açmalı...
Sancısız bitiş, kaygısız başlangıç var mı ki?
Yok...
5 Eylül 2008 Cuma
8 Ağustos 2008 Cuma
hatasızım.
Herşeyi kolay algılanabilirlik yanıma koymam büyük hata...
Yaptığım ve dahada yapacağım hataların birçoğu geri dönülemez, ama utanç verici değiller..
Ben utanmaktan oldukça yoksun bir insanım. 19'umda 99'muşumcasına hantalım. Yaşlıyım ve bir o kadar datenhayım, kalabalığın en ortasında, hayatın G noktasında yapayalnızım. Söylemeliyim ki; inançsızım, böylece güzellikleri yoksayan bir kazançsızım...
Yerimi söyle bana, işimi, eşimi söyle bana, kimliğimi, ifademi resmet, yazı karakterimi çözümle, çocukluğuma in, reçetemi söyle bana; biliyorum, ben bu bedende bile vasıfsızım...
Yaptığım ve dahada yapacağım hataların birçoğu geri dönülemez, ama utanç verici değiller..
Ben utanmaktan oldukça yoksun bir insanım. 19'umda 99'muşumcasına hantalım. Yaşlıyım ve bir o kadar datenhayım, kalabalığın en ortasında, hayatın G noktasında yapayalnızım. Söylemeliyim ki; inançsızım, böylece güzellikleri yoksayan bir kazançsızım...
Yerimi söyle bana, işimi, eşimi söyle bana, kimliğimi, ifademi resmet, yazı karakterimi çözümle, çocukluğuma in, reçetemi söyle bana; biliyorum, ben bu bedende bile vasıfsızım...
29 Temmuz 2008 Salı
0'dan başlamak için.miş
Bıktım vücudumdaki kirli ellerinden
Bana bakan gözlerinden
Pislik dolu sözlerinden, yeminlerinden, senden..
Hayatıma tüküren bir yanın var senin,
Beni bitiren tüketen,
Hayatıma küfür eden bir diğer yanın senin, gereksiz..
Sevmeye yüzü kalmamış çirkin, çelimsiz..
Bana bakan gözlerinden
Pislik dolu sözlerinden, yeminlerinden, senden..
Hayatıma tüküren bir yanın var senin,
Beni bitiren tüketen,
Hayatıma küfür eden bir diğer yanın senin, gereksiz..
Sevmeye yüzü kalmamış çirkin, çelimsiz..
18 Temmuz 2008 Cuma
uç uç..
Düşündüğüm tek varlıksın sen, düşlediğim, istediğim
Sevdiğim tek varlıksın…
Kendim hakkında düşündüren, beni merkezleştiren
Senden vazgeçiremeyen, kendine imrendirensin…
Tezatsın sen, karmaşamsın içimde, içinden çıkamadığım
Hafızamsın, unutulması imkansız en güzel kokan anımsın…
Sevdiğim tek varlıksın…
Kendim hakkında düşündüren, beni merkezleştiren
Senden vazgeçiremeyen, kendine imrendirensin…
Tezatsın sen, karmaşamsın içimde, içinden çıkamadığım
Hafızamsın, unutulması imkansız en güzel kokan anımsın…
15 Temmuz 2008 Salı
fcukanapple
Anlattıklarımı anlar mısın bilmiyorum
Aslında anlamamanı umuyorum
Anlarsan bile
Anlamamış olduğunu farz edeceğim.
Sen gözümde
Katil olamayacak kadar zeki
Bir tek senin canın olduğunu düşünüp
Başkalarının alınacak canları bile olmadığını
Kabul edecek kadar kibirlisin.
Hayret!
Peki burada ne arıyorsun?
Gitmen için değil
Dur
Kalman için bunu soruyorum
Bana bir şeyler de
Senin söylemeni diliyorum
Öncesinde rahatsızlığımı dile getirmeliyim ki;
Ellerime bakma.
Geldiğinden beri
Sanki birinci sınıf bir cinayet filmi keşfetmiş de
Seyre dalmışsın gibi
Ellerimde gözlerin
Şuan yalnızca sigarayı tutuyorlar
Cinayet önceki zamandaydı
Kaçırdın
Yetişemedin o vakte
Aslında mutluyum da biliyor musun
Beni öldürürken görmediğine,
Yoksa seni de o zaman
Yirmi sekiz yerinden
Şişlemem gerekecekti.
Ve yine sen benim gözümde
Henüz ölmemesi gerekecek kadar gençsin.
Biliyor musun
Ben halen niye beni dinlediğini merak ediyorum
Ama tekrar dile getiremiyorum
Kaşlarını çatıyorsun
Ve anlıyorum ki
Öldürme hakkını
Sen de kendinde fazlaca buluyorsun
Ve haklısın da
Çünkü her ne olursa olsun haklı olmayı biliyorsun.
Belli ki zenginsin de
Üzerindeki paçavralardan belli
Hayretler olsun ki!
Senin gibiler
‘Züppe’ dediğimiz illetler
Burada değil renkli ışıklarda kol gezer.
Senin bir de sevgilin olmalı mesela
Şimdi morda dans eden
Yeşilde dumanlanıp
Mavide yerlerde sürünen
Hatta kırmızıda bir başka kadınla…
Tamam, susuyorum
Evet tamam anlıyorum
Kendini değil beni duymaya geldin
Ve benden seni değil beni anlatmamı istedin
Tamam
Susuyorum
Anlatmaya baştan
En baştan
Kendimden başlıyorum…
İçimde bir aşk var benim de
Sırf senin için...
Aslında anlamamanı umuyorum
Anlarsan bile
Anlamamış olduğunu farz edeceğim.
Sen gözümde
Katil olamayacak kadar zeki
Bir tek senin canın olduğunu düşünüp
Başkalarının alınacak canları bile olmadığını
Kabul edecek kadar kibirlisin.
Hayret!
Peki burada ne arıyorsun?
Gitmen için değil
Dur
Kalman için bunu soruyorum
Bana bir şeyler de
Senin söylemeni diliyorum
Öncesinde rahatsızlığımı dile getirmeliyim ki;
Ellerime bakma.
Geldiğinden beri
Sanki birinci sınıf bir cinayet filmi keşfetmiş de
Seyre dalmışsın gibi
Ellerimde gözlerin
Şuan yalnızca sigarayı tutuyorlar
Cinayet önceki zamandaydı
Kaçırdın
Yetişemedin o vakte
Aslında mutluyum da biliyor musun
Beni öldürürken görmediğine,
Yoksa seni de o zaman
Yirmi sekiz yerinden
Şişlemem gerekecekti.
Ve yine sen benim gözümde
Henüz ölmemesi gerekecek kadar gençsin.
Biliyor musun
Ben halen niye beni dinlediğini merak ediyorum
Ama tekrar dile getiremiyorum
Kaşlarını çatıyorsun
Ve anlıyorum ki
Öldürme hakkını
Sen de kendinde fazlaca buluyorsun
Ve haklısın da
Çünkü her ne olursa olsun haklı olmayı biliyorsun.
Belli ki zenginsin de
Üzerindeki paçavralardan belli
Hayretler olsun ki!
Senin gibiler
‘Züppe’ dediğimiz illetler
Burada değil renkli ışıklarda kol gezer.
Senin bir de sevgilin olmalı mesela
Şimdi morda dans eden
Yeşilde dumanlanıp
Mavide yerlerde sürünen
Hatta kırmızıda bir başka kadınla…
Tamam, susuyorum
Evet tamam anlıyorum
Kendini değil beni duymaya geldin
Ve benden seni değil beni anlatmamı istedin
Tamam
Susuyorum
Anlatmaya baştan
En baştan
Kendimden başlıyorum…
İçimde bir aşk var benim de
Sırf senin için...
7 Temmuz 2008 Pazartesi
düşecek gibiyim!
Koskoca dünyada yapayalnız olmak gibi
Her nefeste zehri biraz daha ciğerine solumak belki
Rahatlamak, birkaç dakika için
Birkaç dakika için ama öyle güzel ki
Yaşananları ardında bırakıp bir müddet koşmak çırılçıplak
Ama karlar yakıyor ayaklarımı en içinden, derinden
Ve hırpalıyor soğuk yüzümü saniyelerce, saatlerimde
Ve anlık küstah kusma denemelerimde, parmağım yitiyor boğazımda çirkince
Bayılıyorum ayakları arkasında peşine düştüklerimin
(demiştim hani)
Bayılıyorum bu tarifsiz ezilme hoşnutsuzluğuna.
Yüzüne üflüyorum kararsızca dumanımı
Asfaltın soğuk bakışları görünüyor gözüme karın ardından
Ama ben hazır değilim ki
Peki müsaade edilmeli en azından
Çünkü
Bu gece son bir nefese daha ihtiyacım var
Susmak için yine
Avazım çıktığınca susmak için.
Bayılmam an meselesi yattığım yerde, yerli yerimde
Ve bayılıyorum bu tarifsiz ezilmelerime
Şuan ölümle aramda bir adım daha eksik
Bu gece hiçbirinden farklı olmayacak
Gökyüzü çılgınca bağırıp üzerime yağacak
Ve ben susup yattığım yerde kalacağım, ardı arkasında
Kimse beni fark etmeyecek
Edenler etmemiş olmayı dileyecek
Çünkü fazlaca kanlı bir enkaz olacağım
Göçüğümde yüzlerce kişilikle ölü yatacağım…
Her nefeste zehri biraz daha ciğerine solumak belki
Rahatlamak, birkaç dakika için
Birkaç dakika için ama öyle güzel ki
Yaşananları ardında bırakıp bir müddet koşmak çırılçıplak
Ama karlar yakıyor ayaklarımı en içinden, derinden
Ve hırpalıyor soğuk yüzümü saniyelerce, saatlerimde
Ve anlık küstah kusma denemelerimde, parmağım yitiyor boğazımda çirkince
Bayılıyorum ayakları arkasında peşine düştüklerimin
(demiştim hani)
Bayılıyorum bu tarifsiz ezilme hoşnutsuzluğuna.
Yüzüne üflüyorum kararsızca dumanımı
Asfaltın soğuk bakışları görünüyor gözüme karın ardından
Ama ben hazır değilim ki
Peki müsaade edilmeli en azından
Çünkü
Bu gece son bir nefese daha ihtiyacım var
Susmak için yine
Avazım çıktığınca susmak için.
Bayılmam an meselesi yattığım yerde, yerli yerimde
Ve bayılıyorum bu tarifsiz ezilmelerime
Şuan ölümle aramda bir adım daha eksik
Bu gece hiçbirinden farklı olmayacak
Gökyüzü çılgınca bağırıp üzerime yağacak
Ve ben susup yattığım yerde kalacağım, ardı arkasında
Kimse beni fark etmeyecek
Edenler etmemiş olmayı dileyecek
Çünkü fazlaca kanlı bir enkaz olacağım
Göçüğümde yüzlerce kişilikle ölü yatacağım…
3 Temmuz 2008 Perşembe
bir pornodur dünya
Masmavi gözümün önü. Hayat pespembe, iğrenç... Ellerim kıpkırmızı, birazı kurumuş bordo olmuş, katilim ben, mutsuzum, sevgilimi öldürdüm, herkimse o... Minicik kızlar pislik adamlar, aşka boyanmış kalpler, habersiz rolü yapan sevgililer, bilin ki bitecek... Ve bir pornodur dünya, dönüyor, porno dönüyor, dünya dönüyor, zaman akıyor, aşklar bitiyor, aşklar başlıyor, yalnızlık ve kalabalıklar, saygısız mahluklar ve bulanıyorum... Ama ben mutlu olduğumu söylemeye utanıyorum, evet evet mutsuzum...
27 Haziran 2008 Cuma
kapatın ışıkları
Zoraki gülüşler, zamanında yerlerinde duruşları, canımı her dudak kıvrımımla acıtmaları, yaşanılanları hiçe sayışları.. dayanılmaz bir zulüm aslında.
Kapatın perdelerimi artık, oyun sona erdi, Romeo dev fasülyedeki pamuk prensesi seçti, ben arta kaldım, kırıntılarımı alkışlar emdi. Kapatın ışıkları, aydınlık sona erdi, zaten ışıltılar saflığa engeldi. Kapatın kapıları, girenler sona erdi, çıkışlara acı verildi, dört yanımız habersizce kilitlendi, haketmeyenler cezalarından men edildi. Ve, son olarak, kapatın bütün bedenimi, kalbim iflasın eşiğine geldi, bütün rahatlıklar dindi, kargaşamın kavgası dalgalara serildi, yaşananlara birtek düşmanım sevinebildi.
Sevilmek hayata yalan aşklar, sevmek umutsuz çırpınışlar getirdi.
Herkes yenildi, kavga bitti..
Kapatın perdelerimi artık, oyun sona erdi, Romeo dev fasülyedeki pamuk prensesi seçti, ben arta kaldım, kırıntılarımı alkışlar emdi. Kapatın ışıkları, aydınlık sona erdi, zaten ışıltılar saflığa engeldi. Kapatın kapıları, girenler sona erdi, çıkışlara acı verildi, dört yanımız habersizce kilitlendi, haketmeyenler cezalarından men edildi. Ve, son olarak, kapatın bütün bedenimi, kalbim iflasın eşiğine geldi, bütün rahatlıklar dindi, kargaşamın kavgası dalgalara serildi, yaşananlara birtek düşmanım sevinebildi.
Sevilmek hayata yalan aşklar, sevmek umutsuz çırpınışlar getirdi.
Herkes yenildi, kavga bitti..
aşk öl(müş)..
Geç oluyor, daha da geç olacak. Daha iyi olamayacağını bilerek insanlar, ileri gidiyor, daha ileri. Oysa s*kine koysa kasıldıklarını peşi sıra, anlar ki; hayat bekaretini çoktan kaybetmiş...
Hayalindeki yanıtı duyamayan bir kulağın sahibinin dudaklarından çıkan, ''en az kendi kadar'' dışkıya bulanmış, duyanların midesini bulandırmış sözcükler gibi imlama uygunsuz bu karmaşadaki teslikler.
Peki;
Aşk öldü mü?(!) Dün keranenin arka sokağında görmüştüm, henüz birkaç asır geçmişti penceredeki or*spunun yırtık göğüslerini görmemin üzerinden. Aşk gerçekten o köşede, o gece öldürüldü mü?(!)
Yazık..
Hayalindeki yanıtı duyamayan bir kulağın sahibinin dudaklarından çıkan, ''en az kendi kadar'' dışkıya bulanmış, duyanların midesini bulandırmış sözcükler gibi imlama uygunsuz bu karmaşadaki teslikler.
Peki;
Aşk öldü mü?(!) Dün keranenin arka sokağında görmüştüm, henüz birkaç asır geçmişti penceredeki or*spunun yırtık göğüslerini görmemin üzerinden. Aşk gerçekten o köşede, o gece öldürüldü mü?(!)
Yazık..
26 Haziran 2008 Perşembe
.. dedi sevgili
‘’en ufak parçalarımda bile paramparçayım’’ dedi sevgili
En kısık sesiyle
Kendini bile incitmekten korkarak.
Vurdu yüzüne ayın ışığı
Yalayıp geçti, yuvarladı yerlerde saatlerce.
Kimsede olamadığı, kimseyle yaşayamadığı kadardı
Hatta kalbinin kaldıramayacağı kadardı mutluluk içinde, bir zaman.
Dibini tutmayan
İçini doldurmayan
Dışarı taşırmayan bir sabırla yumdu gözlerini
Göz yaşlarını kalbinin gerisine devirdi.
Konuşarak gizledi acısını
Sancılarını ovarak sakinleştirdi
Yaşadıklarında kararsız, yaşattıklarında haksızdı belki ama
Bu gece diğerlerinden farklı geldi ona
Erkek apayrı duruyor karşımda
Çaresiz, acılı, sitem kar
Sözlerini yineledi
‘’en ufak parçalarımda bile paramparçayım’’ dedi sevgili.
En kısık sesiyle
Kendini bile incitmekten korkarak.
Vurdu yüzüne ayın ışığı
Yalayıp geçti, yuvarladı yerlerde saatlerce.
Kimsede olamadığı, kimseyle yaşayamadığı kadardı
Hatta kalbinin kaldıramayacağı kadardı mutluluk içinde, bir zaman.
Dibini tutmayan
İçini doldurmayan
Dışarı taşırmayan bir sabırla yumdu gözlerini
Göz yaşlarını kalbinin gerisine devirdi.
Konuşarak gizledi acısını
Sancılarını ovarak sakinleştirdi
Yaşadıklarında kararsız, yaşattıklarında haksızdı belki ama
Bu gece diğerlerinden farklı geldi ona
Erkek apayrı duruyor karşımda
Çaresiz, acılı, sitem kar
Sözlerini yineledi
‘’en ufak parçalarımda bile paramparçayım’’ dedi sevgili.
24 Haziran 2008 Salı
kim olduğunu bilmiyorum..
Kim olduğunu bilmiyorum
Ama seninle geliyorum
Güven vermek değil bu yapabildiğin
Hatta yapabildiğin bir b*k yok ortada
Kalmak istemiyorum birinin daha ardında
Kim olduğunu bilmiyorum
Evime götür beni
Yolu bilmiyorum, tarif de edemiyorum, hiç gitmediğimden kaynaklanıyor olmalı
Sadece tahmin edebilirsin diye düşündüm
Düştüğüm halleri tahmin edersin diye umdum
Evet bilmiyorum kimsin sen
Timsah olmanı seçiyorum
Çünkü kimi zaman ağlarken gördüm birilerini yoldayken
Sana benzer dedim, senmişsin gibi geçti içimden
Kim olduğunu bilmiyorum ya
Herkes olabilirsin söylemeye
Doğrudan geldi yüzün gözümün önüne kimi zaman
Geldiği gibi geçmedi bilirsin
Her defasında farklı biriydin
Bilirsin ama ben bilmiyorum
Senin kim olduğunu hiç bilmiyorum
İlk, dünyadan üç kat aşağıda sesini duydum
Sonra duyduğum her ses senin
Her ayak ifadeleri yerde, senin izin
Takibimde hep bir başkasına gittim
Bilerek en sona seni yerleştirdim gelmelerimde
Hak verirsin ki bir diğer öncekini daha çok isteyebilirdim
Şanslısın sen
Ve ben şanslıyım yinede
Kim olduğunu bilmiyorum
Seni hiç bulamayabilirdim…
Ama seninle geliyorum
Güven vermek değil bu yapabildiğin
Hatta yapabildiğin bir b*k yok ortada
Kalmak istemiyorum birinin daha ardında
Kim olduğunu bilmiyorum
Evime götür beni
Yolu bilmiyorum, tarif de edemiyorum, hiç gitmediğimden kaynaklanıyor olmalı
Sadece tahmin edebilirsin diye düşündüm
Düştüğüm halleri tahmin edersin diye umdum
Evet bilmiyorum kimsin sen
Timsah olmanı seçiyorum
Çünkü kimi zaman ağlarken gördüm birilerini yoldayken
Sana benzer dedim, senmişsin gibi geçti içimden
Kim olduğunu bilmiyorum ya
Herkes olabilirsin söylemeye
Doğrudan geldi yüzün gözümün önüne kimi zaman
Geldiği gibi geçmedi bilirsin
Her defasında farklı biriydin
Bilirsin ama ben bilmiyorum
Senin kim olduğunu hiç bilmiyorum
İlk, dünyadan üç kat aşağıda sesini duydum
Sonra duyduğum her ses senin
Her ayak ifadeleri yerde, senin izin
Takibimde hep bir başkasına gittim
Bilerek en sona seni yerleştirdim gelmelerimde
Hak verirsin ki bir diğer öncekini daha çok isteyebilirdim
Şanslısın sen
Ve ben şanslıyım yinede
Kim olduğunu bilmiyorum
Seni hiç bulamayabilirdim…
18 Haziran 2008 Çarşamba
biraz.
Henüz bir kıtanın otopsisinden çıkmış vaziyetteyim. Yitip gitmiş varlıkların kusursuzca yağmalanışını canlandırıyorum hayalimde, yada canlandıramıyorum demek daha doğru olur bu yaptığıma – yapamadığıma. Toprağın yok oluşu savaştan mıdır yoksa erozyondan mı bilinmez, fazlaca başarılıymış. Canlandırılamıyor bir hayalde bile olsa.
Ölü ifade oldukça tanıdıktı. Çevrendeki herkes kadar aileden ve gergin. Şimdinin haberi olabilmek için hızlıca koşanlar gibi, fazla hızlı yarışmış belli ki zamanında, yenilmiş. Hiçbir yere gidilemiyor ki zaten. Uğrunda dökülmüş ve dökülecek göz yaşlarının klişeliğidir belki gerçekleri ciddiyete bindiremeyen sebep. Hiçbir açıklaması yok ki zaten. Ne dünü ne bugünü amaç gösteremez kimse, nede geleceğin dünü ve bugünü olacak vakitleri. Ama doğrusu şu ki; bunu biraz da olsa komik bulabiliyorum ve komedi bunu oldukça üzgün karşılayabiliyor asilce. Uğruna ölmeyi göze alabileceği bir kahkahanın fazlaca tiz bir yanı bu nede olsa, ve kimse gerçekten ölmez bir şey uğruna! Bunun zor olduğunu keşfetmek zaten aynı şiddetle zor olmasa gerek. Zeki olmak beklenen bir durum değil nede olsa bu basitliğe, basit diye nitelendirdiğim bu karmaşaya…
Ölü ifade oldukça tanıdıktı. Çevrendeki herkes kadar aileden ve gergin. Şimdinin haberi olabilmek için hızlıca koşanlar gibi, fazla hızlı yarışmış belli ki zamanında, yenilmiş. Hiçbir yere gidilemiyor ki zaten. Uğrunda dökülmüş ve dökülecek göz yaşlarının klişeliğidir belki gerçekleri ciddiyete bindiremeyen sebep. Hiçbir açıklaması yok ki zaten. Ne dünü ne bugünü amaç gösteremez kimse, nede geleceğin dünü ve bugünü olacak vakitleri. Ama doğrusu şu ki; bunu biraz da olsa komik bulabiliyorum ve komedi bunu oldukça üzgün karşılayabiliyor asilce. Uğruna ölmeyi göze alabileceği bir kahkahanın fazlaca tiz bir yanı bu nede olsa, ve kimse gerçekten ölmez bir şey uğruna! Bunun zor olduğunu keşfetmek zaten aynı şiddetle zor olmasa gerek. Zeki olmak beklenen bir durum değil nede olsa bu basitliğe, basit diye nitelendirdiğim bu karmaşaya…
17 Haziran 2008 Salı
...
Alacakaranlığı dinliyorum. Kayıp gitmişlik, bitmişlik esir aldı bedenimi. Yağmur yağıyor suratıma, kaşlarıma şimşekler çatıyor. Geçmişin izleri var bu adamda, sevişirken vücuduma eski lekeleri bulaşıyor. Karardı gözlerim. Yokluğu seyrediyorum, yok oluşun eşiğinde can çekişiyorum. Utanç bu omuzlarıma çöken, aklımı bulandırıp beni sersemleten, onun duyması gereken ancak benim sırtımda yer edinen. Acizlik bu, onu gözlerimden alıp ayaklarıma düşüren. Yinede ezik kalıyorum yanında ve doğruca hakediyorum susarak ezilmeyi. O ki, çelimsiz bir sperm, hayatımı delip geçmeyi başaran oluyor. Kalbimi yokluyorum, derin bir boşluk olmuş, belliki o aşkımdan hırsıma yola koyulmuş. Sürünmeden geçsin, dokunduğu yeri kirletiyor. Geçmişin izleri var bu adamda, sevişirken vücuduma eski lekeleri bulaşıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)